Necdet Tosun

Necdet Tosun

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Tasavvuf Anabilim Dalı

PROF. DR. NECDET TOSUN
MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ, TASAVVUF ANABİLİM DALI

Selamünaleyküm, İmam Rabbaniye göre, Tasavvuf idrakteki bir hareketten ibarettir. Düşük idrakten yüksek idrake geçmektir. İnsan düşük idrakten  yüksek idrake geçince ne olur âleme dünyaya bakışı değişir. Mesela Ağaçta bir kuş yuva yapmış Yavrularını gagasıyla besliyor. Buna bakan kişiler ne düşünür eğer Gafil bir insansa derki: “bir ızgara şişi alayım. Şu anne kuşu ve yavru kuşu bir şişe takıp pişirip yiyeyim diye düşünebilir, gafil insan böyle düşünür. Eğer tam gafil değilse, Bu kuşun tüyleri ne kadar güzelmiş der, sesi ne kadar güzelmiş de der ama ızgaraya takıp yemeği düşünmez ama farklı bir şey de düşünmez. Üçüncü bir kişi eğer Arif bir kişi ise İdraki yükselmiş bir kişi ise Anne kuşun yavrularına rızık vermesini düşünür. Cenabı Hakk’ın Rezzak  ismi  hatırlar. Cenabı Hakkı hatırlar. Bakın birinci kişi ızgara yatmayı düşünüyordu. 2. kişi tüyleri güzelmiş, sesi güzelmiş diyordu. Dünyevi gözle bakıyordu. 3. kişi ise o kuşu baktı, Onun yavrularını beslemesi ne rızık vermesine baktı. Rezzak’ı hakikiyi hatırladı. 3 farklı kişi işte Tasavvuf bizi ızgaracılıktan  alıp o Üçüncü kişi olmaya Rezzak’ı hatırlamaya Yükseltmeye çalışıyor, bizim idrakimizi  Yükseltmeye çalışan bir eğitim sistemidir tasavvuf.  Aynı zamanda tasavvuf İslam’a çok büyük hizmetleri olmuş bir  ilimdir, bir  irfandır, bir kültürdür.

İslamiyet’in yayılmasında Müslümanların çoğalmasından Tasavvuf ehli’nin çok önemli hizmetleri olmuştur. Bunların örnekleri çoktur sadece bir tanesini söyleyeyim Hoca Ahmet Yesevi’nin Yolundan gelen Zengiata vardır Orta Asya’da Taşkent’te yaşamış bir Yesevi Şeyh’i bu Zengiata iki tane dervişini Özbek hana gönderiyor Gidin diyor Özbek Hanı İslam’a davet edin Özbek Han o zaman Müslüman değil idareci. Bu iki Derviş yaklaşık 1000 kilometre astarakan Bölgesine gidiyorlar. Aylarca at üzerinde deve üzerinde gidiyorlar. Yazın Çok sıcak Kışın çok soğuk Çamur dağ tepe demeden gidiyorlar. Özbek Hana İslam’ı anlatıyorlar, davet ediyorlar Özbek Han Müslüman oluyor ve bir günde 70000 kişi Müslüman oluyor. Kaynaklarımızda bilgi var.  İşte tasavvuf bu  sadece oturmak, sadece tespih çekmek değil o ayrı ama gerektiğinde İslam’ı anlatmak için yüzlerce binlerce kilometre yol gitmek. Bunun örnekleri çok İki gündür “Şeyh Muhammed El Hazin” Hazretlerini Burada dinliyoruz, güzel konuşmalar oldu “Şeyh Muhammed El Hazin” Hazretleri’nin hayatı Konuşuldu, menkıbeleri konuşuldu, Tasavvufi  görüşleri konuşuldu. Onun tecelli anlayışı  Metaif Anlayışı kalp anlayışı Sidre ve La-Mekân ıstılahlarını nasıl izah ettiği konuşuldu. “Şeyh Muhammed El Hazin” hocaları ve şeyhlerinden Bahsedildi. Onların eserlerinden bahsedildi. Yine “Şeyh Muhammed El Hazin”  Hazretlerinin diğer meşaid gibi Medrese ve tekkeyi birleştirdiği İkisini birlikte götürdüğü İfade edildi. Bu çok önemli bir şeydir. Takkesiz medrese kuru ilim olur, Medresesiz tekkede hurafeye sarar. İkisinin birlikte götürülmesi çok önemlidir. “Şeyh Muhammet El Hazin” Hazretlerinin Müritlere tavsiyeleri Konuşuldu. Onun kalp hastalıklarının ilacı dermanı, Zikrullahdır dediği ifade edildi. “Şeyh Muhammet Hazin” Hazretleri ile ilahi aşk konusu ve Hüzün kavramları burada konuşuldu. Bu şekilde Onun hayatı ve eserleri Düşünceleri 9 tebliğ ile ele alınmaya çalışıldı. Ayrıca “Şeyh Muhammet El Hazin” Hazretlerinin Ehlisünnet ve cemaat yoluna ne kadar Bağlı olduğu dünkü konuşmalarda ifade edilmişti. Bu oldukça önemlidir, çünkü günümüzde Ehlisünnet ve cemaatin artık bazı Kişiler tarafından böyle biraz Kenan itilmeye başlandı. İçi boşaltılmış İslam anlayışının reklam edildiği Bir asırda yaşıyoruz. Onun için “Şeyh Muhammet El Hazin” gibi ehlisünnet yoluna bağlı olan kişilerin Eserlerini tekrar keşfetmek onları okumak onların yolunda olmak çok önemli çünkü ehlisünnete istikamet üzere İslam’ı anlamaya Karşı bir kısım tuhaf fikirlerin türediği bir asırda yaşıyoruz. Gençlerimize ve bu fikirleri açıklamamız lazım. Yine “Şeyh Muhammet El Hazin” Hazretlerinin 93 Harbi döneminde Osmanlı-Rus Savaşı döneminde Ruslara karşı etrafındaki talebelerini müritlerini Cihada teşvik ettiği İfade edildi. Bu da gayet önemlidir. Şeyh Hazin gibi o dönemde yani19. Yüzyıl İslam dünyasına Batılı Güçler tarafından Parçalandığı bir dönem İşgal edildiği dönem.

Hindistan İngiliz sömürgesi altında Cezayir’e Fransızlar girmiş.  Libya’ya İtalyan’lar girmiş. Ruslar Kafkaslar ve orta Asya ya çökmüşler. Osmanlı parçalanıyor, Hatta daha sonraki dönemde Kurtuluş Savaşı vermek durumunda kalmışız Yunana vesaire karşı. Böyle Batının istilacı güçlerinin, sömürge güçlerinin İslam dünyasını parçaladığı bir dönemde 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başları dolayısıyla bu dönemde hem “Şeyh Muhammet El Hazin” gibi Kanaat önderleri ya bizzat Savaşa   katılmışlar,  yahutta etrafındaki insanları Vatan müdafaasına Milli Mücadele’ye Teşvik etmişlerdir. Mesela Cezayir’e Fransızlar girince Gelip emir Abdulkadir El Cezayir’i komutan oluyor. Babası Kadiri şeyhi Kendisi “”””””beveneğalide””””” iktisad etmiş bir Nakşi’dir aynı zamanda. Emir Abdulkadir El Cezayir’i bir tasavvuf ehlidir. Ve  Cezayir’de Kurtuluş Savaşı’nda Komutan oluyor İtalyanlar Libya’ya girince Senusiler Ömer Muhtar diye bir film var oynuyor. İşte o Ömer Muhtar bir Sennusi hareketi şeyhidir, filmde söylemiyorlar.  Tarikat şeyhidir Ömer Muhtar bir Sennusi’dir ve İtalyanlara karşı kendi ülkesini müdafaa ediyor,  savaşıyor.

Demek ki tasavvuf Sadece oturup tespih çekmek değil, gerektiğinde ülke müdafaası İçin en önde savaşmak Ruslar kuzeyden Kafkaslara indiği zaman Buraya Çökünce Şeyh Şamil alıyor Silahı müritlerini topluyor, Ruslara karşı vatanı müdafaa ediyor. Şeyh Şamil bir Nakşibendi halidi mensubudur. Orta Asya’da”””” Süpçin işan”””” Ruslara karşı müdahale ediyor Erzurum’da Alvarlı Efe Ruslar doğuya giriyorlar Derken Moskova’da Bolşevik İhtilali oluyor İhtilal olunca Rus ordusu geri çekiliyor fakat çekilirken Silahlarını o bölgedeki Ermenilere hediye ediyorlar. Rus ordusunda silahları alan bu Ermenilerde Doğuda  katliama başlıyorlar. O dönemde bir Nakşibendi şeyhi olan Albarlı Efe etrafındaki dostlarıyla, talebeleriyle, müritleriyle silahlanıyor ve bu Ermeni çetelerine karşı Müslüman Türk köylerine saldıran Ermeni çetelerine karşı mücadele ediyor. Tasavvuf ehli aynı zamanda gerektiğinde vatan müdafaası için çalışmış insanlar. Bunlar daha çok örnekleri var İstanbul’daki Özbekler Tekkesi Nakşibendi tekkesidir.  İstanbul’un Kuşatma altında olduğun 1916 yılında İstanbul’dan Milli Mücadele başlamış, Anadolu’dan oraya gitmek isteyen Subaylar var Doktorlar var Gazileri tedavi edecekler,  yazar çizer kesimi var. Ama düşman İstanbul’u kuşatmış Bunların Milli Mücadele’ye katılmasına izin vermiyor İstanbul’a çıkmalarını izin vermiyor o dönemde Nakşibendi Tekkesi olan Üsküdar’daki Özbekler Tekkesine Geliyorlar gizlice Orada kalıyorlar bir iki gün sonra da sessizce geceleyin Ümraniye Alemdağ üzerinden Milli Mücadele’ye katılıyorlardı. Mehmet Akif Ersoy bile bunlardandır.  Bu tekke üzerinden birçok kişi bilmez bunların örnekleri çok “Şeyh Muhammet El Hazin” nasıl 93 Harbi’nde milli mücadeleye Vatan müdafaasını hizmet vermişse, bunun gibi Orta Asya’dan Cezayir’e kadar birçok dönemde, birçok bölgede Tasavvuf ehlinin Vatan savunmasında en ön saflarda yer aldığını görüyoruz. Bu tarihi bilmeyen bazı Cahiller Tasavvuf sadece Oturup tespih çekmek zannediyorlar ama öyle olmadığını tarih bize gösteriyor. Bu tür sempozyumlar Ecdadımızı tanımak ve özellikle gençlerimize Rol model olarak Takdim etmek konusunda Çok faydalıdır. Bunları tanıtmamız lazım Müfit Bey bugün konuşmasında molla Halil El Siird’i hakkında da da bir Sempozyum yapılmasının faydalı olacağını söylemişti. Sayın Rektörümde az önce müjdesini verdi onun hazırlıklarının başladığını o da inşallah hayırlı bir hizmet olur.

Gençlerimiz kendi ecdadımızı  topluma  faydalı olmuş böyle güzel insanları Bu sempozyuma vesilesi ile Yayınlanan kitaplar vesilesi ile Duymuş olur ve onları örnek alacaklar Tabii ki. Bu sempozyumun hazırlanmasında destek olan Siirt Vakfı’na, Siirt Üniversitesi ne ve diğer destek olan bütün kuruluşlara Çok teşekkür ediyoruz. Cenabı Hak hepsinden razı olsun ve  “Şeyh  Muhammed El Hazin” Hazretlerini rahmetle yâd ediyoruz, Allah razı olsun…