HAYATI

HAYATI

İlmin, medeniyetin, insanlığın ve âlimlerin mekânı. Burası Tillo…

Tillo’ya 3 km uzaklıktaki Fersaf köyünde, miladi 1819 yılında dünyaya gelen Şeyh Muhammed El-Hazin El-Fersafi (ks), dillerin anlatmaya aciz kaldığı örnek şahsiyetlerden biridir. Derin ilmi, örnek şahsiyeti, güzel ahlakı ile asrın sultanı, “El-Fersâfî” köyünde doğmuştur. Yaşamı boyunca sürekli hüzün halinde olduğu için de kendisini “El-Hazin” diye adlandırmıştır.

Babası Şeyh Musa Efendi, annesi ise Fatıma Hanım’dır.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.)’in, derin bir cezbeye kapılarak söylediği bir kasidede ‘’Yâ Hazin’’ diye muhatap olduğu ilham üzerine o günden sonra Şeyh El-Hazin ve Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.) şeklinde anıldığı da zikredilmektedir. Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.)’in nesebi, Resulullah Efendimiz ’in torunu Hz. Hasan (ra) neslinden gelen Şeyh Abdulkadir Geylani’ye dayanmaktadır. Hz. Hasan (r.a.)’ın soyundan geldiği için nesep bakımından “şeriftir”.

Şeyh
Muhammed
El-Hazîn (K.S.)

HAYATI

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.)’in ataları, birçok seyyid aile gibi, Moğolların Bağdat’a saldırısından dolayı hicret ederek Anadolu topraklarına yerleşmişlerdir. Birkaç kardeş ve amca çocukları, beraberce önce Diyarbakır’ın Hazro ilçesine gelip yerleşmiş, ardından da Siirt’e gelerek kimisi Fersaf köyüne, kimisi de Erbin köyüne ve Siirt’e yerleşmişlerdir.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.), keşif yoluyla sahabe Hâlid bin Velid’in Fersafa geldiğini ve Hristiyanlarla savaştığını söylemiştir. Aynı yıllarda Bağdat’tan göç edip bu bölgeye gelen Hacı Kasım El-Bağdadi, yazmış olduğu Seyahatnamesinde Rıstak köyleri ve Fersaf Şeyhlerini ziyaret ettiğini yazar.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.), ilk tahsiline babası Şeyh Musa Efendi hazretlerinin talebe yetiştirdiği aile medresesinde başlamıştır.  Sekiz yaşında Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiştir. Küçük yaştan itibaren takva ve zühdüyle temayüz etmiştir. Bazı kasidelerinde “Mevlâna Hâldi Bağdadi, ben 7 yaşında iken bana hırkayı giydirdi” demiştir. Mevlâna Hâlidi Bağdadi Hazretleri vefat ettiğinde Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.) yedi yaşındaydılar.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.), aile medresesindeki eğitimini tamamladıktan sonra, babası onu ilim tahsiline devam etmesi için, Siirt’teki Hamid Ağa Medresesine kaydeder. Buranın baş müderrisi, Molla Halil Siirdi Hazretleri idi. Bu zat, Hz. Ömer’in (ra) otuzuncu göbek torunlarındandır. Hayatında yüzlerce talebe yetiştirip mezun etmiş ve çok kıymetli eserler bırakmıştır.

Molla Halil El-Ömer Hazretleri, kendisine emanet edilen Şeyh Muhammed el-Hazin (k.s.)’i çok sever ve ona sürekli iltifatta bulunurdu. İlk başlarda onu, maiyetindeki âlimlerden birinin ders halkasına tayin etti ise de ondaki kabiliyeti fark edince çok geçmeden onu kendi ders halkasına alır. Ondan sonra Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.), tam on dört yıl boyunca başta Molla Halil Siirdi’den ve civar köylerdeki âlimlerden ilim tahsil eder. Bu müddet içerisinde hocasının derin sevgisini kazanır ve onun özel sohbet meclislerinde bulunur. Molla Halil Siirdi hazretleri bazen talebesi Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.)’i çağırır, saçını ona tıraş ettirir ve dua ederdi.

Şeyh Muhammed El-Hazin, Siirt’teki Hamid Ağa Medresesinden tam bir muvaffakiyetle mezun olduktan sonra, burada okutulmayan ilimleri tahsil etmek üzere Mardin’e giderek burada bir ihtisas medresesi olan Kasımiye Medresesine kaydolur. Aruz ilmini okurken Muhammed El-Ensari’nin El-Endelüsiyye adlı kitabın şerhini kendi el yazısı ile yazar ve 21 yaşındayken eserin yazımını tamamlar. Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.) bu medresede iki yıl ilim tahsil ettikten sonra başarıyla icazetini alır.

Şeyh Muhammed el-Hazin (k.s.),zahiri ilimlerde kazandığı üstün başarıdan sonra tasavvuf yoluna girmek üzere Irak’a gider. Bağdat’ta bir müddet, Şeyh Mahmut El-Behdini ve Şeyh Haydar es-Süryani’nin manevi terbiyesinde pişer. Sonra tekrar memleketine döner.

Tasavvufta seyr-u sülük için Şeyh arayışına girdiğinde Hakkâri’nin Nehri köyündeki Seyyid Taha (k.s.) hazretlerini ziyarete gider. Hâlid-i Bağdadi hazretlerinin de halifelerinden olan Seyyid Taha (k.s.) Hazretleri Muhammed El-Hazin (k.s.)’e: “Yeğenim, senin fütûhâtın bende değil, Mevlânâ Şeyhi Hâlid Zü’l-Cenâhayn’in en büyük halifesi olan Şeyh Osmaı Sirâceddîn Et-Tavîlîdedir’’. Der ‘’Ona gitmen lazım’’ diye buyurur.

Bunun üzerine Muhammed el-Hazin (k.s.], Irak’ta Süleymaniye şehrine bağlı Tavila köyündeki Şeyh Osman Sirâceddîn hazretlerine gider. Ondan tasavvuf ve seyr-u sülük dersleri almaya başlar. Bu dersler devam ederken bir taraftan da, Şeyh Osman hazretlerinin dergâhının inşaatına yardım eder. Rivayete göre bir defasında Şeyh Muhammed el-Hazîn (k.s.) sırtında taş taşırken bunu gören Şeyh Osman Hazretleri, yalın ayak koşarak taşı sırtından alıp ona şöyle der: “Ey Şeyh Muhammed! Sen taş taşıma, kıyamet gününde bize şefaat et yeter.”

Şeyh Osman Siraceddin hazretleri, Şeyhi olan Şeyh Halid’i Bağdadi’den beş tarikattan irşat için icazet almıştı. O da halifesi Şeyh Muhammed El-Hazîn (k.s.)’e Nakşibendi, Kadiri, Sühreverdi, Kübrevi ve Çeştiye tarikatlarında, irşat için izin ve icazet verir.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.), şeyhi Osman Siraceddin Hazretlerinden icazet aldıktan sonra Bağdat’a gider ve burada Bedevî tarikatının Şeyhi Abbas El-Bağdadi Hazretleriyle görüşür ve sohbetlerinde bulunur. Şeyh Abbas El-Bağdadi Hazretleri, Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.)’e Bedevî tarikatından icazet verir.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.), icazetleri aldıktan sonra Şeyhi Osman Siraceddin Hazretleri kendisine Siirt civarında irşat vazifesi yapan Şeyh Salih Sipki hazretlerine uğramasını tavsiye eder. Şeyh Muhammed El-Hazin [k.s.), ona Şey Osman’dan irşat için icazet aldığını söyler ve kendisi nede teberrüken izin ister. O da oturduğu yerden ayağını kaldırarak “Bastığım bu yerlere kadar irşat edebilirsin.” diyerek irşat icazeti verir.

Bölgede birçok il, ilçe ve köyden insanlar Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.)’e intisap ederler. Dönemin birçok âlimi kendisinden tasavvuf dersleri alıp tarikata girer. Siirt’te tahsil gördüğü medresede hocasının torunları da kendisine intisap ederler. Bunlar zamanın en büyük âlimleri olup, binlerce talebe yetiştirmişlerdir. Bunların en meşhurları, Molla Halil’in torunu olan Molla Hasan Fehmi Efendi’ydi. O, bir methiyesinde Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.)’e zamanın Gavsı diye hitap eder.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.) 1878 yılında 93 harbi diye bilinen savaşta halkı cihada çağırıp asker toplar. Molla Hasan Fehmi Efendi, yazdığı methiyede halkı şeyhin emrine itaat edip cihada katılmaya çağırır.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.), Miladi 1870 yılında hacca gider. Hac dönüşünde İstanbul’a gelir. İstanbul’dan aldığı bir kitabın arkasına bu tarihi not düşer. Bu yazı bugün hâlâ mevcuttur.

Şeyh Muhammed el-Hazin (k.s.), tasavvufun yanında zahirî ilimlere de büyük önem verirdi. Medreseler açardı. İrşat için Siirt’e geldiğinde Ulu Cami’de günlerce vaaz verirdi, Kur’an-ı Kerîm’in sırlarını öğretirdi. Bir defasında, dönemin birçok âlim ve şeyhinin toplandıkları Bitlis’teki Kızıl Mescit Camisin’de kürsüye çıkar, Kur’an-ı Kerîm’den “Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti.” mealindeki ayeti okur, müfessirlerin ayetin zahiri manasıyla ilgili açıklamalarını anlattıktan sonra, ayetin bâtıni manasını ve sırlarını da açıklar. Bu tefsir karşısında âlimler ona hayranlıklarını gizleyemezler.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.) hayattayken, çocuklarından üçü kendisinden tasavvuf dersleri almıştır. Vefatından önce yaptığı vasiyetinde şöyle dediği rivayet edilir:

“On iki oğluma tarikat-i adliyede irşat– için izin verdim. Küçükler büyüklere saygı göstersinler, büyükler de küçüklere şefkat etsinler. Elleri üzerine yükselen bir el olmasın.’’

Şeyh Muhammed El-Hazîn (k.s.) Hazretleri vefatından önce kendisine niyabetten irşat için, büyük oğlu Şeyh Fahreddin’i tayin eder. Şeyh Fahreddin’in 1914 yılında vefatından sonra Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.)’e niyabetten sırasıyla oğulları Şeyh Sâdeddin ve Şeyh Şerafeddin irşat makamına geçerler. Şeyh Şerafeddin’in 1958’de vefatından sonra oğlu büyük âlim Şeyh Muhammed Kâzım irşat makamına geçer. Şeyh Muhammed Kâzım’ın 1996’da vefatından sonra yerine, halen irşat makamında bulunan oğlu Şeyh Muiniddin getirilir.

Şeyh Muhammed El-Hazin (k.s.) hazretleri 73 yıllık bereketli bir ömrün sonunda, hicri 1308 miladi 1890 yılında, doğduğu Fersaf köyünde vefat etmiştir. Naaşı, köyün yukarısında önceden gösterdiği yere defnedilmiştir. Şeyh Muhammed El-Hazîn (k.s.), daha hayattayken burayı işaret ederek, “Beni buraya defin ediniz, Çünkü Hâlid bin Velîd Hazretleri (ks), Siirt’i fethettiği sırada çadırını buraya kurmuştur.” derdi. Vefatından bir yıl sonra, mezarı üzerine yapılan türbenin inşaatı sırasında temel kazılırken, temelde ok ve yay kalıntıları bulunmuştur. Yıllar sonra Şeyh’in müritlerinden biri vefat ettiğinde türbeye yakın gömülmesini vasiyet eder. Vefat ettiğinde onu gömmek için kabir yerini kazdıklarında yerde cesedi çürümemiş siyahi, kıvırcık saçlı bir şehit bedeni görürler. Fersaf’ta şimdiki adıyla Dereyamaç Köyünde bulunan türbesi halk tarafından halen ziyaret edilmektedir.

Allah sırlarını mukaddes eylesin ve bizi onlardan ayırmasın…

Ruhları şad olsun… Amin!