MÜRİDİN EDEPLERİ

MÜRİDİN EDEPLERİ

Biliniz ki; marifeti isteyen kişinin samimi bir tövbe etmesi gerekir. İtikadını da Ehli Sünnet vel Cemaat görüşüne göre düzeltmelidir. Dört mezhepten birini seçip gerekli fıkıh kolları olan emir ve yasakları öğrenmelidir.

Müridin Edepleri

Kolaylıklara yönelmeyip bid’atlardan (Dinde sonradan ortaya çıkan) sakınması lazımdır. Bundan sonra kendisine kamil ve alim bir şeyh aramalıdır. Şeyhi bulduğunda mali, bedeni ve kalbi hizmette bulunması, huzur ve gıyabında, şart ve adabına uygun olarak şeyhe mülazım olur. Şeyhi ona kızsın veya kızmasın edebini bozmamalıdır. Edebini bozması sonucunda bereket yok olur. Nur kapısı kapanır ve şeyhi ile arasında engel oluşur.

Müridin mutlaka uyması gereken şartlar onbir tanedir;

1. Şeyhin hareketlerine kalbinde itiraz etmemelidir. Yorumlayabil diği kadar iyiye yorumlamalıdır. Anlamakta zorluk çektiği konularda kusuru kendi nefsinde görmelidir. Mürid, Hızır (aleyhisselâm) ile Musa (aleyhisselâm) olayını kendisine rehber edinmelidir. Çünkü itiraz her çirkinden daha çirkindir. İtirazdan doğan hicabın hiçbir ilacı olmayıp bu hicabı kaldırmak mümkün değildir. Hicabın kötü neticelerinden bir tanesi feyiz yollarının müride kapanmasıdır. Bu çaresiz hastalıktan sakın ey kardeşim…

2. Hayır veya şer olsun kendisine hasıl olan her türlü vesveseyi şeyhine açıklamalıdır ki şeyhi onu tedavi edebilsin. Mürid şeyhin keşfine itimat edip vesvesesini gizlememelidir. Çünkü keşif bazen yanılabilir. Evliyanın keşif hatası, müçtehitlerin içtihat hatası merte besindedir. Keşif doğru olsa bile İslama uymadığı müddetçe üzerine hüküm bina edilemez. Bundan sakın, bu sana güzel bir öğüttür.

3. Talebinde samimi olup mihnet ve zorluklar müridi değiştirmemelidir. Şeyhini nefsi, çocuğu ve malından daha çok samimi
bir muhabbetle sevmelidir. Allah’tan (celle celâluhû) dileğinin ancak şeyhinin vasıtasıyla ulaşabileceğine inanmalıdır. Mürid, şeyhini mubah hareketlerde taklit etmeyip (Örneğin; şeyhi sarı renkte sarık takıyorsa mürid de o rengi kullanmamalıdır.), sözlerine uymalıdır.

4. Şeyhin emirlerini, yorum ve geciktirmeye yer vermeksizin yerine getirmelidir. Emirleri değişik yorumlayıp geciktirmek, müridin bağının kesilmesinin en büyük sebeplerindendir.

5. Şeyhinin, teveccüh, murakabe, zikir gibi telkin ettikleriyle amel edip, me’sur olmayan (rivayeti sabit olmayan) zikirleri terk etmelidir.

6. Nefsini bütün mahlukattan daha hor görüp, hiç kimsenin üzerinde hakkı olmadığını bilmelidir. Başkalarının kendi zimmetin deki hakları eda edip yerine getirmelidir. Maksuttan başka tüm alakaları kesmelidir.

7. Hiçbir konuda şeyhine ihanet etmemeli, azami veçhiyle onu yüceltmelidir. Kalbini, telkin edilen zikirle tamir edip, vesvese ve gafleti terk etmelidir.

8. Dünya ve ahirette Allah’ın zatından başka muradı olmamalıdır. Makam veya hal talep etmemelidir. Bunları isteyen kendi nefsinin kemali için istemiş olur. Şeyhine ölünün yıkayıcının elinde olduğu gibi teslim olmalıdır. Mürid haklı olsa bile şeyhinin sözlerini reddetmemelidir. Çünkü şeyhinin hatası kendi doğrularından daha kuvvetlidir. Şeyhi kendisine sormadığı müddetçe ona fikir vermemelidir.

9. Mürid şeyhine ve şeyhinin göstereceği kişiye de teslim olup itaatkar olmalıdır. İtaat edilmesi gereken kişi zahirde amel bakımın dan daha az mertebede olsa bile ona itaat etmesi lazımdır.

10. İhtiyaçlarını şeyhinden başka hiç kimseye açıklamamalıdır. Şeyhin hazır olmadığı zaruret hallerinde salih, takva sahibi, cömert bir kişiye danışmalıdır.

11. Mürid hiç kimseye kızmamalıdır. Çünkü öfke, zikrin nurunu söndürür. İlim ehliyle münazara, mücadele ve tartışmayı terk etmelidir. Mücadele ettiği takdirde haklı olsa bile tevbe istiğfar edip ondan özür dilemelidir. Mürid hiç kimseye hor bakmamalıdır. Şeyh Tacettin Hindi (radıyallahu anh) derki: “Şeyhin haklarını eda etmenin mükafatı edebe riayet etmekle müyesser olur.”
Şeyhini yüceltmek, şeyhin müridi üzerindeki hakların büyüğüdür. Bu görevi ihmal eden mürid, kusurda bulunmuş olup zarardadır. Çünkü şeyhin babalık nispeti vardır (manevi babalığı). Bu nispet muhabbet ehlinin yanında soy babasının nispetinden daha şereflidir. İşte bu muhabbettir ki; Hz. Bilali Habeşi, Selmanı Farisi ve Süheybi Rumiyi (radıyallahu anh) ehli beytten yapmıştır. Ebu Talibin amcalık nispeti ona fayda vermeyip ehli beytten uzak tutmuştur. Aşıkların sultanı Şeyh Şerafettin bin Faruk bu nispete işaret ederek şöyle buyurmuştur: “Aşkın şeriatında nesebimiz ana babadan hasıl olan nesebten daha yakındır.”