MÜRİDİN EDEPLERİ

MÜRİDİN EDEPLERİ

Müridin ahlâkı ve sıfatları 6 maddede açıklanabilir.

Müridin Ahlâkı ve Sıfatları

1. Kendi nefsinin istemiş olduğu şeyleri yerine getirmemelidir. Çünkü nefsin arzuları bütün belaların başlangıcını teşkil eder. Nefsin arzularına düşkün olmamalı, kendisini nefsine kaptırmamalıdır. Nefis, kötü şeyleri insana güzel gösterir.

“İstiğfar ettikleri müddetçe Allah-ü Teâlâ onları azablandırıcı değildir.” (Enfâl Sûresi, 33) âyet-i kerîme nazil olduğunda, şeytan şiddetli bir şekilde bağırarak bütün şeytanları etrafına toplar ve; “O zaman biz ne yapacağız” diye söyleşirler.
Bunun üzerine büyük şeytan; “Kötü amellerini güzel göstereceğiz ki istiğfar etmesinler” der.

2. Müridi yolundan alıkoyan halkın, hayırsız olan halleri ve özellikle dünyadaki sebepleri terketmelidir. Halkla kaynaşması gerekiyorsa manen onları terketmelidir. Bu durumda bedeni halkla, fakat kalbi Allah ile olmalıdır. Cenâb-ı Allah’a ibâdetten alıkoyan avâik (geciktirici sebepler) bu dört şeydir:
a. Dünya,
b. Halk,
c. Şeytan,
d. Nefis.
[Bunlar Akabeler bahsinde açıklandı]

3. Müridin, kendisinden büyük olanlara, bu büyüklük bir gecebile olsa hürmet göstermesi vaciptir. Tarikat kardeşlerine hürmet göstermeli [fena fi’l-İhvân] ve ahlâklarıyla muttasıf olmalıdır. Yüksek bir makama ulaşabilmesi için tarikat kardeşlerini ta’zim etmesi de büyük bir sevaptır. Kendisini hakir görmesi de cennete lâyık olmasına sebep olur.

4. Müridin, tarikat kardeşlerine elinden geldiği kadar iyilik yapması ve bütün dargınlıklardan kurtarması tarikat yolunda vacip tir.

5. Mürid, nefsinin ayıplarını ayıklayıp teker teker atmalıdır ki,

“(Ya eyyetuhennefsul mutmainneh) Ey mutmain olan nefis!” (Fecr Suresi, 27) ayetinin hitabına muhatap olabilsin. Bu ayıplarını ayıklarken de korku ve reca arasında olmalıdır.

6. Mürid, korku ve reca arasında olmalıdır. Fakat sıhhat zamanında korkunun galip gelmesi, hastalık zamanın da ise recanın galip gelmesi icap eder. Çünkü sıhhat zamanındaki korku, nefsin şehvetini yakar, mahveder. Bu korku ile yaptığı amellere kabul edilmemiş gözü ile bakar.
İbrâhim-i Düsûkî hazretleri buyurmuştur ki:
“Mürid şu vasıflara haiz olmadıkça hakîkî mürid olmaz:
1. Kendisine eziyet verene eziyet vermez.
2. Halkın eziyetlerine tahammül eder.
3. İlgisi olmayan konuda konuşmaz.
4. Kimsenin musibetine sevinmez.
5. Kimseyi gıybet etmez.
6. Haram ve şüpheli şeyden sakınır.
7. Musibet geldiği zaman sabreder.
8. Ona eziyet veren kimseyi intikam alabildiği halde affeder.
9. Halkın ayıplarına gözünü kapatır.
10. Yeri vucuduyle, göğü kalbiyle tamir eder.
11. Öfkesini yutar.
12. Yolu cömertliktir.
13. Arkadaşını kendi nefsine tercih eder.
14. Affedici ve dayanıklı olur.”
Mürid, şeyhinden daha evvel işitmiş olduğu bir meselenin, şimdi değişik bir şekilde söylendiğini işitirse itiraz etmemeli ve onunla bu hususta mücâdele yapmamalıdır. Ancak; “Ey büyüğüm, sizden bu meseleyi, şimdikinin hilafına söylediğinizi duymuştum. Şimdi meselenin hangi vechine itimat ediyorsunuz. Bu meselenin hangi şekli ile amel edelim? Şimdi emrettiğiniz şekil ile mi yoksa eskiden buyurduğunuz gibi mi?” deyip edeple meselenin hakikatini öğrenmesinde bir sakınca yoktur.
Müride lazım olan vasıflardan birisi de, şeyhin ashabına yani ihvanlara, şeyhin komşularına ve ziyadesiyle şeyhin çocuklarına eziyet etmemesi, onlara gereken sevgi, şefkat ve hürmeti göstermesidır.