Ahmet Turan Arslan

Ahmet Turan Arslan

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi Dekanı

PROF. DR. AHMET TURAN ARSLAN
FATİH SULTAN MEHMET ÜNİVERSİTESİ İSLAMİ İLİMLER FAKÜLTESİ DEKANI

Sempozyumda hakikaten güzel tebliğler sunuldu. “Şeyh Muhammed El Hazin” ana hatlarıyla tanıtılmış oldu. Bundan sonraki çalışmalar bunu bize daha iyi tanıtacak. Biz bunun daha yakınına gideceğiz inşallah, hayırlar bereketler diliyorum. İnşallah  şefaatini diliyorum. Bu arada ben de tasavvuf ehli hakkında bir iki söz söyleyeceğim, Tasavvuf ilmi ile alakalı. 30 yıldan beridir beni talebeler çağırırlar, Tasavvuf yoktur,  Peygamberimiz zamanında yeni çıkıyor işte bunlar günahtır diyorlardı. Şimdi bu gibi şeyler Toplumumuzda gençlerimizin zihinlerini kurcalayan fikirler var. Bunlara da zaman zaman cevap teşkil edecek sözler söylemek lazım diye düşünüyorum. Tasavvuf hocamız Necdet Bey hocamız bu konuları ve diğer arkadaşlar inşallah bu konuları daha iyi yorumlayacaklar. Ama ben o zamanlar verdiğim cevapları ve aklımda kalan birkaç şey size arz etmek istiyorum. O zaman demiştim gençlere Peygamberimiz (s.a.v) zamanında tasavvuf İlmi diye bir ilim yok bilinmiyordu. Ama yine dedim ki Zamanında yani O zaman Kuranı Kerim’de yoktu. Ne Tefsir vardı, Ne hadis vardı hiçbir şey yoktu.  Ama hepsi mevcuttu çünkü Resulu Aleyhisselam‘ın oğluna İnsanlar problemlerini gidiyorlar. Huzur-u Risalet Penahi’ de hemen çözüyorlar İhtiyaç yoktu. Daha sonra bu ilimler ihtiyaçlara göre tasnif edildi. Eczane raflarında ilaçlar tasnif ediliyor, değil mi? Ama hepsi dolapta  var. Yani yoktu demek Abesle iştigal veyahut da İslam’ın tarihini İyi bilememek idrak edememek ile ilgilidir. Bunu yapanlar oluyor bunun için Arz ediyorum. Tasavvufa gönül vermiş sizler, büyük insanlar buradayken bunu arz etmek isterim. Sultan Hamit zamanında kütüphanelerin kitaplarını tasnif eden defterlerde tasavvuf kitapları: “Ahlak ve Tasavvuf “diye bahsedilir. Şuanda Tasavvufi ile ahlak ayrı şeyler değildir. Bunlar mezcetmek Hatta fıkıh aynı şeyler değildir. Birisi fıkıh zahir diğer fıkıh ilimleri Fıkıh-ı Batın olarak isimlendirilmiştir. Meali İslam’da olmayan sonra çıkmış şeyler diye kabullenmek İslam’ı çok iyi bilmemek demektir. İlim amel birlikteliği var, Tasavvufta bu arada bununla alakalı birkaç makale kaleme alırken baktım ki risaliye  kuşidinin muhtevasına fihristine baktım birde kitabı zülh tü vekaraikler vardı malum ehlince. Bakıyorum ki hemen hemen aynı demek ki hadisteki konuları almışlar kitapları aynı hadisteki konuları almışlar Aynı şeyler değildir demek ki. Sonra için istinatları baktım istinatları hatları bakıyorum ‘Salih’ geçiyor. Mesela cadde de denmiş  ‘tarik’  denmiş. Çünkü bu istinsahları alınırken kullanılırken tasavvuf ehli Hadislere  dayanmış Nitekim ben orada da şunu gördüm …………HADİS-İ ŞERİF…………hadis- i şerif’de orda seneke geçiyor Peygamberimiz (s.a.v) bunu onu kullanmış tasavvuf onu ondan almış tarikan geçiyor tarik denmiş, onun için değilmiş efendim bu bağlantıyı kurmasak muamma kalır.

Bundan 15 sene önce bir mecliste İstanbul’da konuşurken tasavvuf her insandan geri bırakıyor gibi laflar duymuşsunuzdur. Mecliste rahmetli oldu şimdi Korkut Özal Bey de vardı. Korkut Özal beyi de biliyorsunuz …………. Dergahında …………….feyz almış. O dedi ki söz aldı: Siz böyle söylüyorsunuz Tasavvuf Ehli insanları geri bırakıyor diyorsunuz ama ben dedi İslam Kalkınma Bankası’nda çalışırken banka bizi görevlendirildi işte Buraya gidin oraya gidelim diyorlar da işe rapor hazırlayacağız bakıyordum dedi. Nerede İslami bir faaliyet varsa, nerede bir canlılık Varsa, nerede bir medrese varsa, nerede İslami ilimleri öğrenme çabası varsa, Orada bir tasavvuf ehli vardır ya Nakşi’dir ya Kadiri’dir birisi  gitmiş oraya canlandırmış. O fakir vadiye hayat veriyor.  İslam toplumunda tasavvuf insanı geri bırakıyor gibi laflar etmek gerçekleri bilmemektir, hayat gerçeklerini bilmemektir. Realiteyi bilmemektir. Buna bir misalde talebelere gönderiyorum Arapçaları gelişsin diye  Sudan’a, Bir üniversiteler arası (Prof. Dr. Murat Erman’a dönerek) sizin Üniversitede katılabilmiş olabilir hocam burada bir Resmi Çalışmalar üzerinde bir tekkeye Gidelim dediler bir Kadir’i Tekkesine gittim ki Kaside-i  burada okuyorlar. Bizde Hanımlar için ayrı bir yer yapmışlar, televizyon ekranları ile konuşmaları oraya nakil ediyorlar. Sonra şeyh Efendi bizi aldığı odasına götürdü dedi ki bundan 100 sene evvel büyük şey efendi, efendim bir kabileye gitmişler. Bir putperest kabilesi ile ve oradaki 3000 insan Müslüman olmuş. Bunlar basitmiş gibi görünüyor ama  tasavvufi Şeyh efendinin faaliyeti ile Allah’ın lütfu ile O kadar insan 3000 kadar insan İslamiyet’i seçmiş Bir insan bile geçse ne kadar büyük bereketi var. Şimdi biz de onların çocuklarını alır getiriyoruz şuraya Tekke’nin yanında açtığımız  Mektepte, medresede onları yetiştiriyoruz,  kabilelerine Hoca olarak, ilim adamı olarak, din görevlisi olarak gönderiyoruz. Demek ki dünyanın neresinden görülürse görülsün dünyanın neresine gidilirse gidilsin Her yerde tasavvuf ehli, Hayat veriyor, Ruh veriyor, aydınlatıyor toplumu Geliştiriyor. Bu her zaman böyle olmuştur bunu Arz edeyim.

Son olarak belki arz etmiştim Abdul Fettah Ebugudde bizim Rahülü Kevsireyi’nın talebesi ……………………………………vekili onun Talebesi Bir ara gelmiş İstanbul’a sormuş ki tasavvuf falan ne Tasavvuf ehlinin büyükleri anlatırken şöyle bir cümle kurmuştu hoşuma gitti “Ruh Bereketül Art” Yeryüzünün bereketleri o tasavvuf büyükleri Nereye giderlerse Hayır götürüyorlar insanları  hayra teşvik ediyorlar, faaliyete geçiriyorlar, iş yapıyorlar, çünkü ilim amel birlikteliği önemli tasavvufta, değil Lafla peynir gemisi yürümez. Laf değil amel en önemli Onun için bunların bu tasavvuf ehlinin İnsanlarımıza toplumumuza verdikleri güzelliklerin görmek lazım, ama Tabiatıyla her yerde her şeyde bir takım çürükler olabilir. Onlarda gerçek tasavvuf ehli Kitap ve sünnete bağlılıkla gidermişlerdir. Şimdi Kitap ve sünnete bağlı faaliyetlerle Görüyorum ki Siirt civarında Bunlar devam ediyor. Ben bundan memnun oluyorum işte, inşallah Sultan Memduh divanın meşri ile uğraşırken Bol bol dua ettim temenni ettim. Bu sefer de “Şeyh Muhammed El Hazin” kitabı ile uğraşırken hocam sağ olsun meydana çıkmış oldu bundan sonraları Süreyya Hoca Bundan bahsederken Müşerref Efendi’nin Divanı şiirleri Var görmüştüm bir kısmını bende var demişti inşallah himmet buyurur hocamız. Burada damadı da var arz edeyim Bircan Bey İnşallah Onlar da gün yüzüne çıkar Ben bu temennilerle hepinize hürmetlerimi arz ediyorum…