Müfit Yüksel
Araştırmacı Yazar
MÜFİT YÜKSEL
ARAŞTIRMACI YAZAR
Mevlana Halid’den Şeyh Muhammed El Hazin’e
smillahirrahmanirrahim. Esselatüvesselamı Ala Seyyidina Muhhammedin Mustafa. Ve Sallallahu Teala Aleyhi Vesellim Ve ala Aleyhi ve Sahbihi Ecmain. (1:07:54?). Öncelikle bu toplantıyı teklif eden herkese Siirt Vakfı’na, Siirt Üniversitesi başta olmak üzere teşekkür ediyorum. Sizler de buraya zahmet edip gelip dinleyenlere de aynı şekilde, Şeyh Muhammed El Hazin üzerine yapılan sempozyuma gelip dinleme zahmetinde bulunduğunuz için teşekkür ediyorum . (1:08:26?). Esselamu Aleyküm ve Rahmetullah. Şimdi tabi büyük bir tasavvuf geleneğinin içinden geliyoruz. Yani bizim coğrafyamız, bizim bölgemiz ve bizim ülkemiz büyük bit tasavvuf geleneğinin içinden 1200 yıldır, 1300 yıldır hatta diyelim Hasani Basri hazretlerinden, Süleyman (1:09 :14?) hazretlerinden ilk büyük tasvvuflardan başlayarak ilim ve irfan dünyamızın rehberleri ve ilim ve irfan dünyamızın yıldızlarını az çok biliyoruz ve bunlardan bir kısmı gerçekten (1:09:32?) ve gerçekten kendisinden sonra gelen yüzyılları etkileyen ünlü bir şahsiyetler olmuşlardır.

Bir Abdulkadir Geylani’ye baktığımızda bir Şahı Nakşibend’e baktığımızda bir Ahmet Bedevi’ye baktığımızda Ahmet el-Rıfai’ye baktığımızda (1:09:48?) bunları görebiliyoruz. Bunlardan bir tanesi, köşe taşlarından bir tanesi son 200 yıldır etkili Mevlana Halid-i Bağdadidir. Mevlana Halid-i Bağdadi gerçekten ilim ve irfanı birleştiren yani medrese ve (1:10:08?) o dinamizmiyle, o yapısıyla büyük bir dinamizm ve büyük bir enerji oluşturmuş ve irfan pınarının bugüne kadar (1:10:27?) olmasın ve ziyadar olmasının önünü açmıştır. Mevlana Halid-i Bağdadi. Tabi Mevlana Halid-i Bağdadi’den bugüne geçen 200 yıl zarfında onun takipçileri arasında da (1:10:42?) gerek daha sonraki bugüne kadar gelen insanlar arasında bu hususta ön plana çıkan tasavvuf ve irfan aleminin öncüleri olarak görebileceğimiz bir çok şahsi özellikle bu bölgede yetişmiştir. Mevlana Halid-i Bağdadi’nin hayatı ile ilgili çok kısa bazı şeylerde bulunacağım. Fazla zamanınızı almamak için kısa kısa bazı şeyleri belirteceğim. Mevlana Halid-i Bağdadi 18.yy sonlarında hicri 1193 yani 1779 yılında Süleymaniye’nin Karadağ kasabasında dünyaya geliyor. Ailesi Kürtlerin Caf aşiretinin Mikail kolundan gelen bir aile. O ailede Halid-i Bağdadi doğuyor. Mevlana Halid-i Bağdadi, Karadağ , Bağdadi veya Şehrezuri. Bazıları Bağdadi ve Şehrezuri konusunda bazı itirazlarda bulunuyor. (1:13:41?) Bağdat vilayetine bağlı olduğu için aynı zamanda Osmanlı kaynakları Bağdadi demiştir ve Bağdadi şöhretiyle anılmasının sebebi de odur. Yani Karadağ kasabası Süleymaniye sancağına bağlı, Süleymaniye sancağı da Bağdat vilayetine bağlı olduğu için. Sadece bundan başka bir mülahaza değil. Osmanlı kaynaklarında Mevlana Halid-i Bağdadi’nin kökenine ilişkin olarak herhangi bir tartışmaya girilmez. Yani bu konu da kökenini gizlemek, Mevlana Halid-i Bağdadi’nin Kürtlerin Caf aşiretinden geldiğini gizlemek gibi Osmanlıda öyle bir çaba söz konusu değildi ondan dolayı bunu da ifade edeyim. Kısa zaman içerisinde önce Süleymaniye’de daha sonra Bağdat’ta tanınmış ulemanın ki bu ulemanın isimleri de vardır. Özellikle Haydarizadeler dediğimiz (1:14:46?) gibi şahsiyetlerin geçtiği Haydarizdelerin yanında bir kısım. (1:14:52?). Çok kısa zamanda gerçekten kuvvetli bir tahsil görüyor, genç yaşta da (1:15:08?) Mevlana Halid. Mevlana Halid ilk önce Kadiri tarikatına meyil etmişse de daha sonra (1:15:15?) esnasında manevi bir işaretle Hindistan işaret ediliyor ve Hindistan’a gidiyor. Zorlu bir yolculukta gittiği belki de tabi o gittiği yerlere ilişkin olarak o sırada kaynaklarda uzun uzun anlatılıyor, biz onları anlatmaya kalkarsak zaman yetmez. (1:15:41?) bir zaman içerisinde (1:15:48?) ki bu icazet metni. Çeşitli eserlerde aynı şekilde yer almaktadır. (1:15:57?) talebi için kendi memleketinden kürdistandan geldi işte burda bir şekilde ve kendisinin beş tarikattan da icazet verdiğini görüyoruz. Çünkü () beş tarikatta hicaz ettiğini Bakibillah’dan Nakşibendi değil. Nakşibendi’nin de hicaz ettiği vardı ama kendi babası olan Abdulahat’tan (1:16:23?) tarikatlarından da aynı şekilde icazetliydi. Dolayısıyla (1:16:36?) aynı şekilde ulema Abdullah Dehlevi de bu beş tarikattan icazetliydi ve Mevlana Halid-i Bağdadi’ye de bu beş tarikat da cazip gelmiştir. Nitekim Mevlana Halid-i Bağdadi’nin elimizde sureti bulunan mühürde de aynı şekilde beş tarikatın ismi yazılıdır. Özellikle Mevlana Halid’in Amasya’daki halifesi olan Şeyh İsmail Siraceddin efendiyi icazetnamede de aynı şekilde (1:17:10?). Mevlana Halid-i Bağdadi 11 ay (1:17:15?) sürdükten sonra dönüyor mutlak kıyafet alarak memleketine, Süleymaniye’ye dönüyor ve Süleymaniye’de irşat faaliyetleri başlıyor. O sırada da Süleymaniye’de Babanzadelerin egemen olduğu Süleymaniye beyleri dediğimiz o beylerin dönemine, Mahmut Paşa’nın dönemine tekabül ediyor. Hatta Babalı Mahmut Paşa’yla Mevlana Halid arasında çok önemli ilişkiler hasıl oluyor ve Babalı Mahmut Paşa (1:17:54?) tarafından kendi tarafına çekilmek isteyince Mevlana Halid devreye giriyor tekrar Babalı Mahmut Paşa Osmanlı’ya tekrar bağlanıyor. Sonra Babalı Mahmut Paşa yıllar sonra İstanbul’a geliyor, İstanbul’da vefat ediyor, Saraçhane’de defnediliyor 1272 tarihinde. Mevlana Halid-i Bağdadi Süleymaniye’de bir süre kaldıktan sonra Bağdat’a gidiyor. 2 yıl yaklaşık olarak dergahını açıyor. Fakat daha sonra valiler meselesinde ve bazı meselelerde bazı müşkiller bulunuyor. Özellikle Bağdat valisi Davut Paşa’ya karşı olan tutum. Davut Paşa Mevlana Halid-i Bağdadi’nin direkt icazetlilerinden yani ilim icazeti almış, Mevlana Halid-i Bağdadi’nin yanında ilim tahsil etmiş, Bağdat Valisi, Çerkez Kölemenlerinden Davut Paşa. Davut Paşa’yla ilgili bazı problemleri olunca Mevlana Halid-i Bağdadi Şam şehrine hicret etmek zorunda kalıyor.

11 Şubat 1238 (21 Haziran 1823) Cumartesi gecesi şehre geliyor. Bu konuda o dönemin Şam Valisi Salih Paşa’nın Mevlana Halid’in şehre girişiyle ilgili İstanbul’a gönderdiği bir rapor var. O raporda bu tarih geçtiği için biz de bu tarihi verdik. Tabi bunlara dair belgeleri gösterecektik ama maalesef bu mouse probleminden dolayı belki sonunda biraz bazılarını göstereceğiz. Hem Mevlana Halid’in türbesiyle ilgili hem Mevlana Halid’in el yazısıyla bazı eserlerini gösterme imkanımız olursa Mevlana Halid’in el yazısıyla bazı mektuplarını, bazı eserlerini ve onlardan bazı örnekler de göstermemiz İnşallah mümkün olacak. Mevlana Halid-i Bağdadi daha sonra Şam’da 5 yıla yakın bir zaman kalıyor ve 5 yıl tekrar burada irşat faaliyetlerini sürdürüyor. Maalesef hem İstanbul’da hem başka yerlerde kendisini çekemeyen çok insanlar var. (1:20:04?) Mahmut’un danışmanlarından, müşavirlerinden Mehmet Sait Halet Çelebi gibi, mecmua sahibi Süleyman Faik Efendi gibi maalesef bunların Mevlana Halid hakkında olumsuz (1:20:16) bulunuyorlar. Mevlana Halid’in sanki siyasi faaliyetlerde bulunduğuna çünkü Mevlana Halid’in çok fazla muhiti vardı ve çok fazla halifeleri vardı. 300’ü aşkın halifesi olduğuna dair elimizde bazı kayıtlar var ve biz bu halifelerinin bir çoğunun belki isimlerini bile bilmiyoruz bazılarının sadece isimlerini biliyoruz bazılarını sonradan yeni yeni keşfediyoruz. Hatta yeni çalışmalar yaptığımızda “Şu da Mevlana Halid’in halifesiydi.”, “Şurda bir kayıta rastladık.”, diye yeni yeni ortaya çıkıyor. Mevlana Halid’in halifeleri batı Anadolu’dan Orta Doğu’nun uç köşelerine kadar Suriye vs. hatta Mekke ve Medine’ye kadar yaygınlık gösteriyordu. Özellikle bu bölgede yaklaşık olarak 120 halife biliyoruz. En başta tabi Şeyh Halid El Cezeri, Şeyh Osman Siraceddin et-Tavilli gibi ondan sonra Seyyid Taha gibi mesela bu üç halifesi daha ön plana çıkmıştır. Özellikle Kürtlerle meskun olan bu bölgelerde bu beldelerde. Mevlana Halid-i Bağdadi’ye haset eden bir de Mevlana Halid-i Bağdadi’nin reddettiği halifesi ilk önce İstanbul’a 7 şartla gönderip maalesef 7 şartı da çiğnediği Mevlana Halid tarafından farkedilen Abdülhavid Essusi var. Abdülhavid Essusi Mevlana Halid’in ve tarikatın başına çok işler açmıştır, çok zarar vermiştir. Birçok çevreyi Mevlana Halid aleyhinde harekete geçirmiştir. Sonra da Mevlana Halid’in vefatına yakın Şam müftüleri Şam’ın Hanefi, Hanbeli ve Şafi müftüleri bir araya gelerek Abdülhavid Essusi hakkında bir fetva veriyorlar. O fetva metni de elimizdeydi. Eğer gösterebilirsek İnşallah. Yani bunlar el yazılarıyla örneklerini direkt kendi mühürleriyle fetva metinleriyle elimizde. Mevlana Halid sonunda Şam’da baş gösteren veba salgınıyla bir kısım akrabalarını kaybediyor, bir kısım oğullarını kaybediyor. Maalesef bu veba salgınıyla 14 Zilkade 1242’de (9 Haziran 1827) Cuma gecesi vefat ediyor. Biraz sonra onunda resmini görürüz, türbesini de. Kasiyun’da defnediliyor. Mevlana Halid-i Bağdadi ile ilgili olarak çok şeyler söyleyeceğiz, eserlerine ilişki olarak da. Mevlana Halid-i Bağdadi daha çok kelam ve akaid üzerine eserler vermiştir. Bunlarda mesela (1:24:27?) meşhurdur. Bunun dışında İrade-i Cüzziye üzerine yazdığı bir eseri vardır. Yine bunun dışında Cibril hadisi, iman, islam hadisi dediğimiz birçok şeylerde müttefika, sahik olarak rivayet edilen bu hadis-i şerifte imanın ve islamın şartları burada zikrediliyor. Bunun üzerine bir akaid irsalisi yazıyor farsça. Bunun adı da “İtikadname”. Osmanlıca çevirileri de yapılmıştır. Maalesef günümüz Türkçesine düzgün bir neşri yani ilmi anlamda, akademik anlamda diyelim, henüz yapılmamıştır. Ben bir kısmını tercüme ettim Allah izin verirse Farsçasını da, Mevlana Halid’in bu el yazısını olan bu nüshayı birlikte, tıp vasfıyla birlikte, tercümesiyle birlikte İnşallah basmaya muvaffak oluruz. Mevlana Halid-i Bağdadi’nin etkisi çok fazla bölgede, sadece bölgede değil bütün Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasında hissediliyor. İzmir’de bile Şeyh Ahmet El-Rubuzi diye bir halifesi var. Kastamonu’da Şeyh Ahmet Siyahi diye halifesi var. Ondan sonra Malatya’da Hüseyin Vaaz Efendi, Kozani Ahmet Efendi Adana, daha sonra Hacı Memiş Efendi ve Kutsi Efendi Konya Bozkır ve Seydişehir’de etkilerini görüyoruz. Bu bölgelerde de 120 halife biliyoruz. Bölge derken Irak vs. bütün Kürt ve yaklaşık Arap bölgelerini içeren bölge içerisinde 120 halife biliyoruz. Ama ön plana çıkan, ilk halifesi olan, Şeyh Osman Siraceddin, Şeyh Halid El Cezeri, Hakkari Şemdinli’de türbesinde dergahı bulunan, maalesef dergahı yıkık olan, Seyyid Taha’nın dergahı 1926’da dergah top ateşiyle yıkıldı. Hâlâ o yıkık vaziyette duruyor. Burada şimdi Nakşbendi şeyhlerine geçelim. Kısaca Şeyh Osman Siraceddin’den bahsedelim. Şeyh Osman Siraceddin, Mevlana Halid’in ilk hilafet verdiği şeyhtir, halifesidir. İlk olarak Mevlana Halid-i Bağdadi, Mevlana Halid-i Şehrezori, Şeyh Osman Tavilli ya da Biyari hem Biyari hem Tavilli diye neşet ettiklerinde bazen Biyari bazen Tavilli derler. Şeyh Osman Tavilli’nin Saadetül Seyyidiye bulunduğuna dair bazı kayıtlara rastlanır ve (1:27:53?) ailesinden olduğu rivayet edilmektedir. Bu konudaki en önemli elimizdeki kayıt Şeyh Osman Tavilli ile ilgili olarak Yadı Merdan adlı eserdir. Yadı Merdan adlı bu eser Şeyh Osman Tavilli ve Şeyh Osman Tavilli’nin takipçileri, halifeleri (1:28:13?) bugüne kadar yazılmış en kapsamlı eserdir. Şeyh Abdülkerim El Müderris tarafından yazılmıştır bu, Sorani Kürtçesiyle. 1983 yılında Bağdat’ta basılmıştır. Burada, Şeyh Osman Tavilli’nin çocukları, Şeyh Osman Tavilli’nin hulefa ve müntesipleri gibi kapsamlı bilgiler bu kitapta mevcuttur. Şeyh Abdülkerim El Müderris de zaten ikinci yani Şeyh Osman Sani dediğimiz İstanbul’da vefat eden Şeyh Osman Siraceddin’in babası, Şeyh Aladdin’in hulefasındandır. Aynı zamanda Bağdat’ta son şafi müftülerdendi. Kendisi 2005 yılında vefat etti. Hatta vefat etmeden önce kitabının bir nüshasını kendisi imzalayıp şahsıma göndermişti. Kendisini rahmet ve minnetle anıyorum Şeyh Abdülkerim El Müderris’i. Burada da Şeyh Abdülkerim El Müderris’in imzasını görüyorsunuz. Şeyh Osman Tavilli’nin hayatına baktığımızda Şeyh Osman Tavilli 1195, 1780 ya da 81 miladi tekabül eden tarihte Irak Kürdistan’ında Süleymaniye sancağının Halepçe kasabasına bağlı Tavila köyünde dünyaya geliyor. Babası Halit Ağa, annesi de Halime Hanım’dır. O çevrede Biyâre, Hurmal, Harpan gibi çeşitli yerlerde medrese tahsili gördükten sonra Bağdat’a gelir. Bu medreselerde Mevlana Halid’le beraber, Mevlana Halid’le aynı zamanda hem yaklaşık olarak Mevlana Halid’le çağdaş ve medrese arkadaşıdır. Mevlana Halid’le beraber Haydarilerin, meşur Haydari ailesinin yanında (1:30:12?) görüyor Şeyh Muhammed Osman Siraceddin Et-Tavilli. Burada Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin külliyesinde çünkü Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin külliyesi aynı zamanda büyük bir medreseydi. Burada çok güçlü bir medrese tahsili görüyor. Haydarizadeler çok önemli bir aile. Ona girersem çok uzun olur ama kısaca değineyim . Safevi ailesinin Sünni kalan, Şafi kalan kolundan geliyor bu aile. Bu aile, zaman içerisinde Irak civarında, Bağdat’tan Musul’a, Erbil’e, doğu (1:30:59?) olan bölgenin gerçekten İmadiye bölgesinde vs. o bölgelerde çok büyük ulema yetiştirmiş bir kimse, bir aile. O ailenin birçok ünlü alim ve mutasavvıf yetiştirmiştir o aile. O ailenin yetiştirdiği kimselerden bir tanesi Molla Halil El Esadi’dir. Molla Halil Es-Siirdi, o ailede Şeyh Hasıp El Haydari’nin talebesidir. Aynı zamanda Yahya El Muzuri ile birlikte icazet almışlardır. Yahya El Muzuri de meşru tefsir sahibi Arusi’nin hocasıdır. Arusi, hem Mevlana Halid’ten icazet almıştır hem de Şeyh Yahya El Muzuri’den almıştır. Molla Halil Es-Siirdi ile birlikte Şeyh Yahya El-Muzuri aynı günde beraber icazet almışlardır Şeyh Hasıp El Haydari’den. Bu kadar o aile hakkında bilgi vermek yeterli. Bir de bu ailede son Osmanlı Şeyhülislamlarından Haydarizade meşru İbrahim Efendi vardır. Haydarizade Şeyhülislam İbrahim Efendi yine aynı aileye mensuptur. Mevlana Halid’in menakıbını (1:32:15?) aynı aileye mensuptur. Şey Osman Siraceddin, Bağdat’ta medrese (1:32:24?) ve feraiz ilimleri üzerine iki eser teklif eder. Bu iki esere de maalesef şuan ulaşamamak bulunmaktayız. Bağdat’ta iken o sıralarda mederse tahsilinde bulunan Mevlana Halid ile karşılaşan, birlikte olan Şeyh Osman Siraceddin 1226’da (1811’de) tekrar Mevlana Halid karşılaşır. Mevlana Halid de o sırada Hindistana gitmiş ve gelmişti. Mevlana Halid Hindistandan geldikten sonra Mevlana Halid’e bağlanır ve iki sene sonra, 33 yaşında olan Şeyh Osman Siraceddin, Mevlana Halid Şehrezori’den icazet alır. Mevlana Halid Şehrezori’den icazet aldıktan sonra aynı zamanda Süleymnaiye’de Mevlana Halid’in hizmetinde bulunur. Bir ara memleketi olan Tavilla’ya Şeyh Osman Siraceddin, daha sonra Mevlana Halid Bağdat’a taşındıktan sonra Süleymaniye’deki dergahında onun canişini olur. Yani o, Mevlana Halid’in Süleymaniye dergahının postnişini olur. Mevlana Halid-i Bağdadi Şehrezori, Hindistan’da şeyhül olan (1.33:53?) biraz önce söylediğim gibi (1:33:57?) tarikatlarından da icazetlilerdir. Aynı icazeti, mutlak icazeti Şeyh Osman Siraceddin’e verir. Mevlana Halid-i Bağdadi Şehrezori, bazı halifelerine sadece Nakşibendilik icazetini vermiş, bazılarına Kadirilik hem Nakşibendilik, bazılarına beş tarikattan icazet vermiştir. Mesela Seyit Taha El-Hakkari.