Gürsel Baran

Gürsel Baran

Ankara Ticaret Odası Başkanı

GÜRSEL BARAN
ANKARA TİCARET ODASI BAŞKANI

Sayın Bakanım, Sayın Milletvekilleri, Sayın Valim ilim aleminin değerli temsilcileri Siirt Üniversitesi ve Siirt Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği “Şeyh Muhammed El Hazin” Sempozyumu’nda sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyduğumu ifade ediyorum. Sizleri en kalbi duygularımla sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında tasavvuf ehli, zahir ve batın ilimlerde kamil, takva önderi Şeyh Muhammed El Hazin’i rahmetle yad ediyorum.

Siirt doğumluyum, Siirtli olmaktan büyük gurur duyuyorum. Evliyalar diyarı şehrimiz, İlim ve irfanın buluştuğu mübarek bir şehirdir. Her köşesinde bir ilim yuvası, bir irfan müessesesi vardır. Memleketime özlem duyuyor, geldiğimde de ayrılmak istemiyorum.

Kıymetli toplantı için davet ettiniz. Hem konu itibariyle, hem de benim doğduğum topraklara gelmem açısından çok önemli oldu. Burada gönlümüzün pası kiri siliniyor, temizleniyor. Manevi dünyamız aydınlanıyor ve biraz  tatlanıyor. Hepinizden Allah razı olsun.

Değerli Katılımcılar. Anadolu coğrafyasının vatan olmasında İslam ile anılmasından velilerin, ariflerin katkısı çok büyüktür, Siirt ilimiz de Anadolumuz içinde ayrı bir öneme sahiptir. Bu topraklarda büyük âlimler ve evliyalar yetişmiştir. Siirt’imiz Anadolu’ya nur saçan bir kaynak, maneviyatın beşiği mübarek bir şehirdir. Bizler o kadar şanslıyız ki, bu bereketli topraklarda, bu manevi atmosferde milletini, vatanını, mukaddesatını bilen insanlar olarak yaşıyoruz.

Milletleri, toplumları güçlü ve dinamik kılan en büyük etken, o toplumun içinde yetişen ilim ve İrfan sahibi âlimlerdir. Toplumlara yön veren kişiler daima o toplumun hafızasında yaşarlar.

Şeyh Muhammet El Hazin, İslam medeniyetinin ilerlemesinde manevi bir önder, toplumumuzun manevi temelinde harcı bulunan değerli bir şahsiyettir. O harç kendinden sonra yetişen âlimlere de temel olmuştur.

Burada hocalarımız onun manevi zenginliklerini aktararak, onun derin ilmini paylaşarak çok faydalı bir çalışma yapacaklar. Çünkü o’nu hatırlamak, o’nu tanımak, tanıtmak, anlamak ve anlatmak hepimizin görevidir. Geleceği inşa edecek büyük insanları yetiştirmek geçmişteki büyükleri bilmekle mümkündür

Bizleri burada toplayan Şeyh Muhammed El Hazin’in hayatına baktığımızda, derin anlamlarla dolu olduğunu görüyoruz. Onun ışığı yüzyıllar sonra da bizim üzerimizde. Bu topraklarda doğmuş, büyümüş, yetişmiş ve kendinden sonraki âlimleri yetiştirmiş ki, Şeyh Muhammet El Hazin vefatından sonra burada onun ışığı etrafında toplanan bizler manevi olarak ondan feyz alıyoruz. Bu durumun bize anlatacak çok şeyi var. Onun ilmini, irfanını gençlerimize aktarmalı, gönüllerin aynı imanla dolmasını sağlamalıyız. Şeyh Muhammed El Hazin’i hatırlamak, bu sebeple de çok önemlidir.

Hazin Hazretleri henüz hayattayken gösterdiği yere defnedildiği, “beni buraya defnedin” buyurmuştur. Halit Bin Velid Hazretleri Siirt’e gelerek fetih sırasında çadırını buraya kurduğu rivayet edilir. Şeyh Hazretlerinin büyük bir zat olduğuna bu durum işaret eder.

Değerli Misafirler. Osmanlı ve Selçuklunun barış ve huzur içinde yaşamasının izahı, ne hanedanla, ne siyasetle, ne toprak rejimiyle ilgilidir. Bu sadece Allah aşkıdır, İmanıdır. Bu iman ruhunun kaynağı da âlimler, kâmiller, dervişler ve evliyalardır. Horasan, Buhara, Semerkant gibi beldelerden gelen, diyar diyar gezerek ilim irfan sahibi olan, dergahını kuran, evliyalar yetiştiren mürşid-i kamillerdir.

İşte bugün burada ilmiyle feyz bulacağımız Şeyh Muhammed El Hazin bu kamil insanlardan biridir. Der ki Şeyh Hazretleri; “Benim cehennemim ancak senden ayrı kalmaktır, beni kendimi bütünüyle yakın eyle. Ey Allah’ım, benim nurumu tamam eyle.”

Allah onu peygamber efendimize komşu eylesin. Onun ilmi de bizlere ışık olsun. Bu duygu ve düşüncelerle Sempozyumun başarılı geçmesini diliyor, hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.